Saat tutkunları, herkese merhaba. Bugün sizler için görünüşü gerçekten göz kamaştırıcı, tarzı ile ortalığı sallayan bir modeli ele alıyorum: WWF Factory Hublot Big Bang serisi SangBleu Tattoo titanyum kol saati. Önce yakından bir göz atalım:
[Resmi teknik özellikler]
Öncelikle bu saatin adı bile insana bambaşka bir his veriyor: Tattoo, yani dövme. Biraz asi bir gençlik havası var sanki. Bu saat, 2016 yılında Hublot'nun Londra merkezli dövme stüdyosu "SangBleu" ile iş birliği sonucu ortaya çıktı. Tasarımı bizzat stüdyonun kurucusu Maxime Büchi üstlendi; ilhamını Leonardo da Vinci'nin ünlü eseri "Vitruvius Adamı"ndan alarak ve bu çizimin geometrik sırlarını derinlemesine inceleyerek yarattı. Söz konusu eser görselde:

Maxime Büchi ve dövme tasarım eskizleri:

Şüphesiz bu tarz sayısız hayranı kendine büyüledi ve Hublot'nun bu modelinin büyük bir başarı yakalamasını sağladı. Bu kadar çarpıcı bir tasarım için doğrudan tüm dünyada 200 adetle sınırlı bir üretim yapılmış.
Konuya dönelim. Tattoo modelini son iki yılda pek çok fabrika üretti; kimseyi gücendirmemek adına isim vermeyeceğim, ama bugüne kadar hiçbirini önermedim. Sebebi ya malzemenin doğru olmaması ya da işçiliğin kaba kalmasıydı. Şimdi ise, benim bir iki yıl içinde neredeyse hiç kimsenin geçemeyeceğini düşündüğüm bu son derece güçlü Tattoo modeli üzerine güzelce konuşalım. Fabrika toplamda 3 renk çıkardı: 2016'da piyasaya ilk çıkan siyah kadran; ardından 2018'in tamamen siyah versiyonu; en son da 2019'un mavi versiyonu:
[2016 siyah kadran]

[2018 tamamen siyah]

[2019 mavi kadran]

[Kasa]

Bu, en önemli kısım; yukarıda da özellikle vurgulamıştım. Tattoo bir titanyum kol saati. 45 x 15,8 mm gibi devasa boyutları ve son derece karmaşık tasarımı düşünüldüğünde, paslanmaz çelikten üretilseydi ağırlığı taşımak muhtemelen çok zor olurdu. Bu yüzden Hublot, çok hafif ama işlenmesi son derece zor olan titanyumu tercih etti. Önceki tüm fabrikalar ise kasa üzerindeki dövme işlemesinin çok yüksek zorluğu nedeniyle paslanmaz çeliğe geçiş yapmıştı. Bugün tanıttığım bu model, sektörde gerçekten titanyum kullanan ilk replika:

Öncelikle renk konusunda: yine titanyum kullanıldığı için, tonu orijinali ile şimdiye dek görülmemiş bir uyum yakalıyor.



Ağırlık: İyi bir dostumdan orijinal Tattoo'nun ağırlığını ölçmesini rica ettim, sonuç 137,7 gram çıktı. Replikanın tartım sonucu ise 139,3 gram. Aradaki fark 2 gramdan az; bilekte tamamen göz ardı edilebilir düzeyde. (Önceki diğer fabrikaların paslanmaz çelik versiyonlarıyla kıyaslarsanız, onların ağırlığı en az 180 gramın üzerine çıkıyor.)


Boyut: Orijinal boyut 45 x 15,8 mm; çapı ve kalınlığı da orijinaliyle birebir aynı.


Kasa formu ve dövme detayları: Bu, Tattoo modelinin ruhu diyebiliriz. Tüm kasa formuna baktığımızda her yerde orijinal kalıbın izleri var, dolayısıyla neredeyse hiç fark yok; sizin de bizzat incelemenizi öneririm. Sıradaki asıl önemli nokta ise orta kasanın üst ve alt bölümündeki iki dövme işlemesi. Belki alışkanlıkla kadran yüzeyini incelemeye yönelirsiniz, ama işin gerçeği şu ki bu iki dövmenin oluk ve çukurları bu saatin en göz alıcı yeri. Titanyumun işlenmesinin çok zor olduğunu söylemiştim; önceki diğer fabrikaların ürettiği paslanmaz çelik versiyonlarda bile bu bölge çok iyi işlenememişti, çapaklar çıplak gözle görülüyordu. Bu kez gerçek titanyumdan üretilen Tattoo detayları beni gerçekten yerimden sıçrattı. Makro objektif altında dikkatlice bakalım: kenar işlemesi çok pürüzsüz, oluk ve çukurlardaki kumlama net. Elinizle dokunduğunuzda hâlâ hafif bir doku hissediyorsunuz, ama şunu söylemek isterim ki orijinali de bundan öteye gitmiyor; çünkü bu, sertliği inanılmaz yüksek olan titanyum! Burada kılı kırk yarıp eleştirecek gerçekten hiçbir nokta bulamadım, gerçekten çok yerinde bir iş çıkmış. Ayrıca dövmenin çizgi yönleri ve dokusu tamamen orijinaliyle aynı, eleştirilecek bir yanı yok. En önemli nokta ise, her iki dövmenin oluklarının çok derin olması; tüm kasa anında olağanüstü bir derinlik hissine kavuşuyor ve "dövmenin" özü eksiksiz bir şekilde yansıtılmış oluyor!


Bezel: Tattoo ile Royal Oak'ın tasarımı birbirine çok yakın, ikisi de sandviç tasarıma sahip; bezel ile orta kasa arasında kalın bir kauçuk conta sıkıştırılmış ve bu noktada orijinaliyle birebir aynı. Bezel, altıgen içine yerleştirilmiş yuvarlak bir formda; aynı anda hem cila hem fırçalanmış işçilik uygulanmış ve ikisi çok belirgin bir bel çizgisiyle ayrılmış. Fırçalanmış ve cilalı işçiliğin detaylarını kendiniz görün, ayrıntıya girmiyorum.





Şu 6 adet titanyum H tipi vidadan özellikle bahsetmek istiyorum. Bu formdaki vidalar neredeyse her Hublot modelinde kullanılıyor ve markanın ikonik tasarımı hâline gelmiş. Her vida yine iki farklı işçilikle üretilmiş: kenarları parlaklığı artırmak için ayna cilalı, ortası ise sertliği vurgulamak için kumlanmış. Bu detayda fabrika hiç kaytarmamış, gerçekten büyük alkışı hak ediyor. Ama anlatacağım asıl önemli nokta bu mu sanıyorsunuz? Hayır. Asıl vurgulamak istediğim şey, vidalar ile deliklerin oturma uyumu. Neredeyse hiçbir açık, boşluk göremiyoruz; bu da işleme hassasiyetinin ne kadar yüksek olduğunu gösteriyor.

Anlamadınız mı? Peki, şu alttaki görsele bakın; diğer fabrikaların vidaları:
[Diğer fabrika]

Aynı anda hem cila hem fırçalama uygulamamasını şimdilik bir kenara bırakalım, ama vidalar ile delikler biraz fazla uyumsuz değil mi? Nedenini anlatayım: onların vidaları sadece dekoratif, gerçek bir işlevi yok. Benim anlattığım bu model ise orijinalin yapısını gerçekten aslına uygun yansıtmış; vida ile delik gerçekten iyi dost olmalı yani.
Saati yan tarafına çevirdiğimizde, az önce sandviç yapı dediğim şey tamamen yanlışmış gibi görünüyor. Sandviç ne kelime, bu resmen dev bir hamburger! Sadece orta kasa bile iki katmana ayrılıyor; kasa arkası ile üst orta kasa arasına siyah kaplamalı bir titanyum katman sıkıştırılmış. İki kayış vidası yine yüksek parlaklıkta H tipi vida. Kasa arkası ile üst orta kasanın kenar ve yan yüzeylerinde yüksek parlaklıkta ayna cilası uygulanmış, pahlar çok belirgin, parlaklığı doğrudan ayna olarak kullanabileceğiniz kadar yüksek.


Kurma kolu: Burası da çok önemli bir bölge. Öncelikle bu, orijinalin kurma kolu tasarımını gerçekten aslına uygun yansıtan sektördeki ilk model; yani su geçirmezliği artırmak için vidalı kurma kolu kullanılmış. Ancak burada dostça bir uyarı yapmak isterim: vidalı kasa arkası tasarımı olmadığı için mümkün olduğunca suya sokmayın, özellikle deri kayışlı saatleri. Hangi model, hangi marka olursa olsun, ister orijinal ister replika, bir saati suya sokmak pek de nazik bir davranış değildir. Ama el yıkamak gibi günlük durumlarda hiçbir sorun yok, hiç endişelenmenize gerek yok; benim burada kastettiğim su, örneğin banyo yapmak veya yüzmek gibi durumlar.



[Kadran yüzeyi, cam ve akrep-yelkovan]
Bu modelde hem ön hem arka tarafta safir cam kullanılmış (en ucuz parça bu, artık sürekli sorgulamayın, gerçekten değmez). Ön safir camda, yansımayı azaltıp saydamlığı artırmak için çok hafif bir mavi anti-refle kaplama var. Akrep ve yelkovana ilk bakışta gerçekten çok karmaşık geliyor, saati nasıl okuyacağınızı hiç bilemiyorsunuz. Sizin için bir işlev şeması hazırladım, önce ona bakalım:

Akrep ve yelkovan tasarımı yine da Vinci'nin ünlü çiziminden geliyor; 8 köşeli yıldız geometrik formunda ve üç parçadan oluşuyor: en dıştaki akrep, ondan sonra yelkovan, en ortada ise saniye ibresi. Bu üç devasa ibre de büyük ayna cilasıyla üretilmiş. Makro objektifle bakalım: kenar ve yüzey işlemesi çok pürüzsüz, çapaksız ve parlaklığı çok yüksek. Akrep ve yelkovanın uçlarında karanlıkta saati okuyabilmeniz için lume kaplaması var. Kadran yüzeyinin en dış kenarında 12 saatlik zaman skalası, bir alt katmanda ise 60 saniyelik skala yer alıyor. İşte bu 60 saniyelik skala halkasında yine çok küçük bir detay yakaladık: ister siyah ister mavi kadran olsun, dairesel yörüngeli bir CD deseni işlenmiş. Ne kadar titiz çalışıldığı buradan bile belli, işini ciddiye alan bir ekip. Ayrıca logo camın üzerinde asılı duruyor; muhtemelen koyacak başka yer kalmadığı için.






[Kasa arkası ve mekanizma]

Saati arka tarafına çevirelim. İlk göze çarpan yine büyük geometrik formlar. Usta ustadır, tasarım gerçekten her yerde. Kocaman üçgenler ve çizgilerle oluşturulmuş geometrik formdaki rotor, arka şeffaf camın neredeyse tamamını kaplıyor. Bunun bir avantajı var: bu saatin mekanizması yaygın kullanılan Japon üretimi bir mekanizma ile köprülerden oluşuyor ve rotor köprülerin büyük kısmını kapattığı için dikkatlice ayırt etmek zorlaşıyor. Ama fabrika bu doğuştan gelen tasarım avantajından dolayı köprü işçiliğini ihmal etmemiş; görselde gerçek ve üç boyutlu kurma dişlisini, zemberek kutusunu, iskelet ana platini ve orijinaliyle aynı konumdaki balans çarkını net bir şekilde görebiliyoruz. Doğrusunu söylemek gerekirse, bu kurma dişlisini elime aldığım ilk anda gerçekten döndürülebileceğini sandım, çünkü gerçekten üç boyutlu ve gerçek bir varlığı var, sadece üzerine çizilmiş değil. Bir kez daha söyleyeyim: işini gerçekten ciddiye alan bir ekip.


Kasa arkasının dairesel çerçevesine sırasıyla marka logosu, sınırlı üretim işareti ve seri numarası gibi bilgiler kazınmış; kazıma derinliği orta-üst seviyede, sorun yok. Kayış bağlantı noktasına titanyumun İngilizce karşılığı olan "TITANIUM" ve markanın H tipi logosu kazınmış; en küçük detaylar bile atlanmamış.
[Kayış ve toka]
Kayış ve toka bölümü de bu yazının önemli noktalarından biri. Orijinalin "üçlü" hızlı çıkarma sistemini gerçekten aslına uygun yansıtan sektördeki ilk model; yani kayış hızlı çıkarma, toka hızlı çıkarma ve yay çubuğu hızlı çıkarma olmak üzere üç ayrı hızlı çıkarma özelliği.




Kayış hızlı çıkarma çok yaygın, önceki diğer fabrikalar da bunu yapabiliyordu. Ama toka hızlı çıkarma gerçekten bir ilk; tokanın arkasındaki düğmeye basarak tokayı hızlıca çıkarabiliyoruz. Kayışın arka tarafındaki yay çubuğu bölümündeki H tipi vidayı aşağı doğru bastırdığınızda yay çubuğunu hızlıca çıkarabiliyorsunuz. Burada iki noktayı vurgulamak istiyorum: birincisi, ister kayış ister toka hızlı çıkarma olsun, kullanımı çok konforlu, hiç zorlamıyor; ikincisi, yay çubuğu hızlı çıkarma sistemindeki minik vida bile H tipi olarak yapılmış!

Tamamen teslim oldum, resmen çok iyi iş çıkarmışlar!

Kayış, kauçuk ve dana derisinin birleşiminden oluşuyor. Dana derisi yüzeyine yine usta Maxime'in tasarımı işlenmiş. Burada üst tarafa çevirip eskizine bakalım; kayış deseninin kasayla tamamen bütünleştiğini, birbirini tamamladığını göreceksiniz. Ama asıl önemli nokta bu değil; asıl önemli olan bu kayışın çoook çoook çoook yumuşak olması. Bizim gibi ince bilekli insanlar için gerçekten çoook çoook dostça bir tasarım. Böylece deri kayış bileğe en üst düzeyde oturuyor, artık havaya kalkmıyor. Kauçuk kısma ise "SANGBLEU" yazısı eklenmiş.

Toka kısmı yine titanyumdan üretilmiş. Fabrika, sadece toka için 10'dan fazla kalıp seti kullandıklarını söylüyor. Evet evet, ne derseniz doğru, hepsine inanıyorum, çünkü o minik H vidası beni tamamen mağlup etti. Lafı fazla uzatmadan bilekteki görsellerine bakalım:


Son olarak toparlayayım: 2020'nin başı gerçekten birbirinden çarpıcı işlerin çıktığı bir dönem oldu ve bu Tattoo da süper popüler bir model olarak en güçlü versiyonuyla göz kamaştırarak sahneye çıktı. Bu modeli sevenler nihayet elde edip gönül rahatlığıyla kullanabilecekleri iyi bir versiyona kavuştu. Ben de şahsen çok beğendim. Benim gibi mütevazı, yaşı ilerlemiş bir adamı yeniden gençleştirip böylesine göz alıcı, genç bir tasarıma âşık edebilmek gerçekten zor bir iş. Yazıyı burada noktalıyorum.
Dünya karmaşık bir yer, ama en azından saat incelemesi yaparken yalan söylemem. En üst kalitede işler için buradayım; saat tutkunuzun keyfini çıkarmanızı ve gönlünüze göre bir saat seçmenizi dilerim. İzlediğiniz için teşekkürler, bir sonraki bölümde görüşmek üzere!
Yorumlar
Yorum bırakın