Markalı saatlerden söz açılınca mutlaka anılması gereken modellerden biri IWC Mark XVIII Le Petit Prince. Saat sektöründe çok saygın bir yere sahip ve piyasaya çıktığı günden bu yana pek çok kişinin, özellikle de başarılı erkeklerin beğenisini kazandı. Çünkü bu saat diğerlerinden tamamen farklı; her tarza uyum sağlayan bir model diyebiliriz. İster takım elbise giyin ister günlük kıyafet, hepsiyle son derece uyumlu. Onu özel kılan da tam olarak bu. Ancak modelin gördüğü bu yoğun ilgi arzın talebi karşılayamamasına yol açtı; bu yüzden birçok replika saat üreticisi de bu modeli üretmeye başladı.
Ölçüsü 40*11 mm; çoğu bilek için uygun. Kasa 316 paslanmaz çelikten olup cilalı ve fırçalanmış işleme görmüş, detaylar oldukça iyi kontrol edilmiş, safir cam ise son derece berrak. Beyaz saat işaretli iki model dışında, beyaz kadranlı versiyonun saat işaretleri yağ baskısı tekniğiyle daha belirgin bir doku kazanmış; bu da en üst versiyonu ayırt etmenin bir yolu olarak kullanılabilir. Sade, üç akrep-yelkovanlı bir tasarım ve hem akrep-yelkovan hem de saat işaretleri lume tozuyla doldurulmuş.
Saat işaretleri son derece düzgün, 12 konumundaki büyük üçgen işaret de tam hizalanmış. Saat 3 konumundaki tarih penceresinde herhangi bir tarih kayması sorunu görülmüyor.
Kasa arkasına gelince; beyaz ve siyah kadranlılar standart versiyon, mavi kadranlıların kasa arkasında ise Le Petit Prince (Küçük Prens) deseni bulunuyor ve bu özel bir versiyon. MKS öncesinde Mark XVIII, Seagull 2892 mekanizmasını taşıyordu; orijinal mekanizma ise ETA 2892 temel alınarak geliştirilmişti, dolayısıyla MKS güncellemesinden önce ayar yöntemi orijinaliyle aynıydı. MKS güncellemesinden sonra ise mekanizma Citizen 9015 olarak değiştirildi. Bu konuda pek çok arkadaşım benimle defalarca konuştu ve neden 9015 mekanizmasına geçildiğini gerçekten anlayamadıklarını söyledi. Doğrusu 9015 mekanizmasına geçildikten sonra bu Mark 18'in ayar yöntemi orijinalinin tersi hâline geliyor; ancak şunu bilmek gerekir ki daha önce bu Mark 18'in arıza/onarım oranı oldukça yüksekti. Önceki incelemelerde de belirttiğim gibi 2892 o "nazik" mekanizmalardan biriydi ve günlük kullanımda sık sık ufak sorunlar ile saatin kendiliğinden durması gibi durumlar yaşanıyordu. İşte bu yüzden MK, kararlılık ve dayanıklılığı göz önünde bulundurarak bu kez mekanizmayı değiştirdi.
Dana derisi kayışın tutuşu Portugieser 7'nin kayışına göre çok daha iyi; daha yumuşak ve konfor açısından da bir hayli üstün.
Objektif olmak gerekirse, bu ürünün fiyatı pek yüksek sayılmaz; IWC markasının giriş seviyesi modellerinden biri kabul edilebilir. Resmî konumlandırması ise takım elbiseye uygun, iş odaklı bir saat. Görünüşüne bakıldığında sade ama gösterişli; çok fazla lüks unsur eklenmemiş, bu nedenle giriş seviyesi olarak konumlandırılmış. Eğer bu tür sade ve şık ürünlere önem veriyorsanız ve görünüm konusunda çok yüksek beklentileriniz yoksa, gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz.





Yorumlar
Yorum bırakın