
Herkese merhaba. Saat bilgisini yaymaya, gerçek-replika karşılaştırmaları yapmaya, sökme incelemeleri hazırlamaya tutkuyla bağlıyım; saat merakınızda yol göstericiniz olmak, bu yolda kaybolmamanıza yardımcı olmak istiyorum. Bugün sizlere GF Factory üretimi yeni bir modeli, Longines Master Collection Ay Evreli saati anlatacağım. Birçok renk seçeneği var ve boyutu 40 milimetre; başta tanıtımda söylenen 42 milimetre değil. Sonradan metinde bir hata olduğunu fark edip düzelttik; bazı üreticiler metinde bir editör hatası yapmış. Orijinali 42 mm ve 40 mm olmak üzere iki boyutta geliyor, tıpkı o sekiz iğneli ay evreli model gibi; o da 40 ve 42 boyutlarında var. GF Factory ise 40 milimetre boyutunda yapıyor. Şimdi GF Longines Master Collection Ay Evreli modelin renklerinden bahsedeyim. Aslında renklere göre bakarsak sadece üç tane var: mavi kadran, siyah kadran ve beyaz kadran. Sonra farklı kalitelere ayrılıyorlar, şimdi hepsini sizin için toparlayayım: mavi çerçeveli elmas indeksli çelik bilezik versiyonu, mavi-yeşil elmas altın deri kayış versiyonu, mavi kadran çubuk indeks deri kayış versiyonu, siyah kadran elmas indeks, siyah kadran Romen rakamlı çelik bilezik ve deri kayış versiyonları.

Kısaca değineyim; bu modeli daha önce piyasada GS Factory de yapıyordu, ama yaptığı da orta karar bir işti. Bana kalırsa GS Factory versiyonu biraz eksikti, hem de epey eksikti. 9015 mekanizmasından modifiye edilmişti ve işlevsel olarak bazı yerlerde orijinaline uymuyordu, çünkü ay evresi bir günde bir tam tur dönüyordu. Oysa orijinalinde günde bir kademe, her gün bir kademe atlar; ay tıpkı gökyüzündeki gibi her gün biraz eksilir, ertesi gün biraz daha eksilir, her gün azıcık azalır, sonunda hilale döner, ardından döngü tamamlanıp dolunaya ulaşır ve yavaş yavaş değişmeye devam eder. Bugün konuşacağımız GF Factory üretimi ay evresi ise 2892 mekanizmasından modifiye edilmiş; işlevi orijinaliyle birebir aynı, boyutları da dahil hepsi aynı. Önce dış görünüşüne kısaca bir bakalım.

Kalınlığı 11 milimetre, orijinaliyle aynı. Önce dış görünüş detaylarına kısaca değineyim. Görünüş 40'lık, standart bir klasik saatin boyutu; bileğe rahat oturuyor. Kalınlık 11, ne ince ne kalın, tam anlamıyla standart bir klasik saat ölçüsü. Safir cam son derece berrak, malzeme olarak orijinaliyle aynı şekilde paslanmaz çelik kullanılmış; bilezik de paslanmaz çelik. Deri kayış tarafında ise dana derisi kullanılmış, oysa orijinali timsah derisi. Bu, maliyeti kontrol edip ürünü çıkarabilmek için dana derisi kullanmış; nispeten o kadar iyi değil. Eğer daha yüksek bir kalite ya da his istiyorsanız, birkaç yüz lira daha verip timsah derisiyle değiştirmenizi öneririm, çok daha iyi olur.

Kasa ortası fırçalanmış, iki yanı cilalı. İşçilik yine olağan seviyede; saat dünyasında dolaşan, normal, çok karmaşık olmayan bir yapı. Ön yüzde bu buğday başağı desenli kabartma var; açıkçası AP'nin o bisküvi deseni hissine benziyor. Bu da buğday başağı şeklinde bir desen, bakıldığında son derece üç boyutlu ve hoş duruyor. Kazınan yazılar da öyle; aslında yazılar bu girinti-çıkıntıya göre serigrafla üzerine basılmış. Ön yüzden aşağı doğru o siyah kısım da böyle içe çökük, düz bir yüzey değil; orijinali de böyle. Önden bakınca düz sanıyorsunuz, yandan bakınca fark ediyorsunuz; üç boyutlu, girintili çıkıntılı bir yapısı var. Bu rakamlar yağlı baskı; ışığa tutunca yansımaları çok belirgin, yansıma yapıyor, işte dokunun kaynağı bu. Bir saatte hiç yansıma yoksa ya da çok kötü, düz bir yüzey yapıldıysa üç boyutlu etki oluşmaz, kabartılamaz ve yansıma da yapmaz. İşte o his bu; yağlı baskının o parlak, yağ gibi ışıldayan etkisi.

Ayar işlevi: doğrudan yukarı çevirin, tıpkı telefon şarj eder gibi elle kurulum yapmış olursunuz. Sonra bir kademe dışarı çekin; yukarı doğru çevirince ay evresini, aşağı doğru çevirince tarihi ayarlarsınız. Elinizde kıt kıt bir his ve ses duyabilirsiniz.

Kadran yüzeyine gelince, ay evresinden kısaca bahsedeyim: 6 konumundaki ay evresi. Küçük ibrenin gösterdiği o halka tarihi temsil ediyor ve ay evresiyle senkron olarak günde bir kademe ilerliyor. Hareket eden o uzun olan saniye akrebi; akrep ve yelkovan ise gayet basit.

Bu GF Longines Master Collection Ay Evreli modelin farklı bir noktasından bahsedeyim. Bu hızlı ayarı yaparken herkesin bir zaman aralığına dikkat etmesi gerekiyor: gece 12'de ay evresi atlamaz, bu sırada hızlı ayar da yapılmamalı. Öğleden sonraya ayarlayıp ay evresi atladıktan sonra, saati 3:00 civarına getirip ardından hızlı ayar yaparsanız hiçbir sorun olmaz. Yani atlamayı bitirmesini bekledikten sonra ile atlamanın bittiği 6 arasındaki bir zaman aralığında, yani aşağı yukarı öğleden önce/sonra 3:00~6:00 gibi. 9:00'dan sonra yine ayar yapılamaz, işte bu biraz karmaşık. Genelde ay evresini nasıl ayarlayacağınızla uğraşmanıza gerek yok, tarih doğru olsun yeter; ay evresinin süs değeri pratik faydasından fazla. Tamam, işlev biraz karmaşık; dikkatsiz davranırsanız dişlilerin sıkışmasına yol açabilir, örneğin ay evresinin atlamaması, ayın atlamaması ya da tarihin atlamaması gibi küçük sorunlar çıkabilir.


Tüm yapı, rotor da dahil olmak üzere bileğe takınca verdiği etki tamamen orijinaliyle aynı. Bence bu model, orijinali de dahil, en çok satan versiyon. Arap rakamları gerçekten güzel duruyor. Siyah kadran daha gösterişli tarzdaki insanlara yakışıyor, ben taşıyamıyorum; siyah kadran biraz daha iddialı duruyor.

Katlanır tokanın içi de orijinaliyle aynı. Arka yüzünde kazınmış kod, ayrıca İngilizce logo var; hepsinde kod bulunuyor. Bu küçük detay, logo, burada çok iyi yapılmış; Longines logosu da var. 40 boyutu temelde insanların %85, %90'ının rahatça takabileceği bir ölçü; gerçekten çok dost canlısı ve dengeli.

Mavi kadranda renk farkı var mı?
Var. Hangi fabrikanın yaptığını bir kenara bırakın, en iyisi olan VS Factory bile ya yapmak isteyip cesaret edemez; rengi olan her şeyde o kadarcık bir fark olur. Aynı orijinal bile olsa, farklı ülkelerde farklı renk farkları görürsünüz, farklı partiler olur; farklı fabrikaların ayarladığı, tek bir kova malzemeden çıkmayan ürünlerde de renk farkı olur, bu %100 böyledir. Aslında mavi kadran fena değil. Öncelikle mavi kesinlikle mora çalmamalı; bu fena değil, gördüğünüz gibi mora çalmıyor, o hâliyle idare eder.

Şahsen en çok beyaz kadranı seviyorum; almam gerekse önce bir beyaz kadran seçerdim. Sizlere uzun uzun anlattığım kadarıyla bu bölüm burada bitiyor. Umarım bu yazı size faydalı olmuştur. İlerleyen zamanlarda daha fazla detaylı sökme, gerçek çekim inceleme ve gerçek-replika karşılaştırması paylaşacağız.
Yorumlar
Yorum bırakın